Yüksek Tansiyon (kan basıncı) nedir?

Tansiyon kanın damar içinde yarattığı basınçtır.Kanın damarlarımızda akması ve tüm organlarımıza oksijen temin edebilmesi için bu basıncın olması gerekmektedir.Tansiyon herkalb atışı sırasında değişir.Normal tansiyon değerleri ortalama, 130/80 mmHg (milimetre cıva şeklinde telaffuz edilir.) olarak tanımlanmaktadır. Tansiyon kalbin kasılma gücü ve damarların elastikiyeti ile yakın alakalıdır.

Tansiyon değerleri egzersiz,heyecan,sinirlenme,hava şartları(soğuk veya sıcak),ağrılar,sigara içimi,alkol alımı,kahve ve çay çok tüketilmesi,aşırı sevinç gibi hallerden doğal olarak etkilenir.Ayrıca bir çok organda ki problemlerinde tansiyona yansıması söz konusudur.Ancak, geçici değişiklikler kısa süre sonra normale döner.
Hipertansiyon (yüksek kan basıncı); hastaların normal zamanlarında tansiyonlarının, 140/90 mmHg nın üzerinde seyretmesidir.Ancak tansiyon ölçümünün doğru yapılması hasta dinlendikten sonra ölçülmesi veya doğru yerden ölçülmesi de çok önemlidir.

Evde istirahat şartlarında kurallara uygun ölçülen tansiyonlar,135/85 in üzerinde ise gene hipertansiyon kabul edilmektedir.Ülkemizde,yaklaşık her dört kişiden birisinde hipertansiyon olduğunu yapılan çalışmalar göstermektedir. Bu sonuç bir çok ülkenin de verisi ile örtüşmektedir.Yaşla birlikte görülme sıklığı giderek artmaktadır.

Yeni hipertansiyon kılavuzunda yüksek tansiyon değerleri: 2013

hipertansiyon

Hipertansiyon sınıflaması:

hipertansiyon-siniflanmasi

Yüksek Tansiyon Daha Çok Kimlerde Görülür?

Yüksek tansiyon riskini arttıran birçok faktör söz konusudur:

  1. Yaş: Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artar. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır.
  2. Cinsiyet: 50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitlenir. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.
  3. Kalıtım: Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık % 60’ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur.
  4. Şişmanlık: Şişmanların yaklaşık % 40’ında yüksek tansiyon görülmektedir. Genç hastaların yaklaşık üçte biri şişmandır.
  5. Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanır.
  6. Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.
  7. Fiziksel aktivitelerin azlığı: Yüksek tansiyon görülme olasılığı arttırır.
  8. Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda yüksek tansiyon görülme sıklığı artar.
  9. Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

 

Hipertansiyon tipleri:

1)Birincil hipertansiyon nedir?
Birincil (yada sebebi belli olmayan “esansiyel” hipertansiyon herhangi bir soruna bağlı değildir.Asıl hastalık olarak ortaya çıkmaktadır.Gördüğümüz tansiyon yüksekliklerinin %95’i bu çeşitte hipertansiyondur. Genellikle ,aileden geçişi olduğu bilinir, ancak kesinlikle sebeb tam izah edilememiştir.

2) Sekonder (ikincil) hipertansiyon
Sekonder hipertansiyon ise nadir görülen bir çeşittir.(% 5) Tansiyona sebep olan hastalık veya ör; böbrek damarlarında daralma veya hipertansiyona sebep olan bir tümör vs. gibi nedeni tespit edebildiğimiz tansiyon çeşitidir.Ancak bu %5 lik nedenin tespiti bir çok tahlil ve tetkik gerektirebilmektedir.
Pek çok nedene bağlı olarak gelişebilmektedir.
Bunlar;

Kalb ve damar hastalıkları,obezite,diabetes Mellitus,uyku apnesi sendromu,

Böbrek hastalıkları (böbrek yetersizliği,böbrek taşları, ensık böbrek damarlarında daralmalar,böbrek tümörleri,böbrek üstü bezinin hastalıkları ve tümörleri vb.)

Nörolojik hastalıklar (beyin tümörleri,fazla su tuz tutulumu yapan hastalıklar vb.)

Hormonal hastalıklar (hipotiroidi,hipertiroidi,böbreküstü bezlerinin fazla çalışması,hashimato hastalığı vb.)

* Uyku apne sendromu nedir, hipertansiyona nasıl sebep olur?
Uyku apnesi sendromu; çoğunlukla obeziteye paralel giden,ancak daha nadir olarak da boğaz ve soluk yolundaki bazı anormallikler sonucu görülebilen ve uyku sırasında çok yüksek horlama ,soluğun kısa süreler kesilmesi ile kendini gösteren bir hastalıktır. Klinik çalışmalar, Yüksek kan basıncı ile uyku apnesi arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Havayolunun kapanması, hava akışının azalmasına ve kalp üzerindeki baskının artması ile kan basıncının(tansiyon) yükselmesine neden olur. Eğer tedavi edilmezse, bu durum kalp üzerinde aşırı baskıya yol açarak, kontrol altına alınmayan kan basıncı, kalp krizi ve felç riskinin artmasına neden olur.

* Sekonder hipertansiyon nasıl tedavi edilir?
Sekonder hipertansiyon tedavisinde öncelik hastanın gerçek hastalığının tedavisidir. Geçici bir sürede olsa tansiyon ilaçları verilerek,tansiyon hastalığının bir komplikasyona sebep olması önlenmeye çalışır. Ancak,altta yatan gerçek sebep tespit edilerek onun tedavisinin yapılması veya gerekiyorsa ameliyatının yapılması ile sorun çözülecektir.

3) Beyaz önlük hipertansiyonu nedir?
Beyaz önlük hipertansiyonu genellikle ,hastane ve doktor konusunda hassasiyeti olan kişilerin ,bu ortamlara girdikleri zaman tansiyonlarının olması gereken sınırın üzerine çıkmasıdır.

Bu kişilerin tansiyon değerleri kendi ortamlarında çoğunlukla normal veya normale yakın seyretmektedir.Yakın zamana kadar beyaz gömlek hipertansiyonunun olumsuz sonuçları olmadığı, daha fazla incelemeye ve tedaviye gerek olmadığı kabul edilirdi. Yeni yapılan araştırmalar, bu varsayımın hatalı olabileceğini gösteriyor. Yapılan çeşitli çalışmalarda;sekiz yıllık takipte, beyaz gömlek hipertansiyonu olanlarla, tansiyonu sık sık yüksek bulunanlar arasında inme riski açısından bir fark görülmedi. Uzun vadede, doktoru görünce tansiyonu çıkan kişilerde inme görülme oranı kan basıncı normal olanlardan çok daha fazlaydı. Bu nedenle, bu kişilerin de yakından izlenmesi,evlerinde artık güvenilir kabul ettiğimiz özellikle üst koldan tansiyon ölçen digital tansiyon aletleri ile tansiyonlarını takip etmeleri uygun bulunmaktadır. Gün boyu kan basıncının ölçülmesi, gerçekte yüksek tansiyon problemi olup olmadığının anlaşılmasında çok yararlı bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ayrıca hastanede takılan ,24 saat hastanın tansiyonunu ölçen (tansiyon holteri) cihazlarla da incelenmeleri tabloyu açığa çıkaracaktır.

4) Maskeli hipertansiyon diye bir hastalık var mıdır ve tam olarak nedir?
Maskeli hipertansiyonda, beyaz önlük hipertansiyonun tersine, muayenede normal olan kan basıncının, evde veya 24 saat izleme sırasında yapılan ölçümlerde anormal çıkmasıdır. Araştırmacılar, maskeli hipertansiyonun nedeninin tam olarak bilinmediğini ,ancak bu cins hipertansiyonu hastane ve doktor yanında hastanın kendini güvende hissetmesine bağlı olabileceğini ifade etmektedirler.Ancak kesin değildir. Yaşla beraber maskeli hipertansiyon riskinin artığını bilmekteyiz. Erkeklerde daha sık görülmektedir.Bazı çalışmalar bunu aşırı kiloyla ve sigarayla da ilişkilendirmektedir. Tanı, kliniğin dışındaki ölçümlerle kesinleştiril mektedir.Yapılan çalışmalarda ; yaş, erkek cinsiyet ve kilonun, tanı için ayırıcı belirtiler olduğu ve hastanın daha önce inme geçirmesinin de maskeli hipertansiyon işareti olduğunu belirtilmektedir.

Maskeli hipertansiyonda asıl tartışma tedavi konusundadır.Kan basıncı değerleriyle, kalp damar hastalıklarına yakalanma riski arasında doğrudan doğruya bir ilişki olduğu için daha erken dönemde de tedaviye başlansın mı başlanmasın mı tartışmaları gündemdedir. Maskeli hipertansiyonda hedef organ hasarı riski daha yüksek olduğu için, yapılan çalışmalar; daha düşük kan basıncı düzeylerinde bile ilaç tedavisine başlanması gerekliliği göstermektedir.

Bu nedenle tüm tansiyon tiplerinde olduğu gibi, bu tipte hipertansiyonda da kilo kaybı,tuz kısıtlanması,egzersiz programları planlanmalı ve 24 saatlik ölçümlerle tanı kesinleştirilerek tedavi verilmelidir.

5) Dirençli hipertansiyon nedir? Sebepleri nelerdir?
Son kılavuzların dirençli hipertansiyon tanımlaması, uygun yaşam tarzı değişikliği olması koşulu ile yeterli dozlarda üç hipertansiyon ilacının düzenli kullanılmasına rağmen kan basıncının 140/90 mmHg’ nın altına düşürülememesi olarak belirlendi. Dirençli hipertansiyonun tam sıklığı bilinmemektedir. Ancak çeşitli çalışmalardan elde edilen veriler göz önüne alındığında %20-35 civarında olduğu tahmin edilmektedir.Gerçekten dirençli tansiyon olup olmadığının arştırılması ve emin olunması da gereklidir. Çünki tansiyon tipleri içinde en yüksek inme ve yan etki oranı olan bu çeşit hipertansiyondur. Pek çok tanımlanmış nedeni vardır. Genellikle sekonder hipertansiyon tipleri ,bazı ilaçlar bu tansiyonun sebeblerinden bazılarıdır.

Örneğin; Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar
Sempatomimetikler (dekonjestanlar, zayıflatıcı ilaçlar, kokain v.b.)
Uyarıcılar (Metilfenidat, amfetamin, modafinil v.b.)
Oral kontraseptifler
Kalsinörin inhibitörleri
Steroidler
Eritropoietin
Meyan kökü
Alkol
Herbal ürünler (efedra, ma huang, ginglo)
Bazı hastalıklar;
Primer hiperaldosteronizm
Renal arter darlığı
Kronik böbrek hastalıkları
Obstrüktif uyku apne sendromu
Feokromasitoma
Cushing sendromu
Aort koarktasyonu
İntrakraniyal tümör
Karsinoid sendrom
Hiperparatiroidizm
Hipotiroidizm/Hipertiroidizm
Herbiri ayrı sebeplerle dirençli tansiyon sebebi olabilirler.

* Dirençli hipertansiyon nasıl tedavi ediliyor?
Öncelikle neden olabilecek ilaçlar belirlenmeli ve mümkünse kesilmelidir. Sekonder bir neden varsa bulunmalı ve tedavi edilmelidir. Bunların dışındaki durumlarda ise az tuzlu diyet, düzenli egzersiz, zayıflama, alkol alımının sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması gibi yaşam biçimi değişikliklerine uyulmalıdır.
Antihipertansif ilaç sayısı uygun şekilde arttırılmalıdır. Ancak dirençli hipertansiyonu olan hastalarda tüm tedavi olanaklarına rağmen üçüncü basamak hastanelerde bile hastaların ancak % 53’ünde hedef Kan Basıncı olan <140/90 mm Hg’a iner. Gece Kan Basıncı düşmesi olmayan (nondipper) hastalarda antihipertansif ilaçlardan birinin gece verilmesi uygun olabilir.Bu hastaların ileri merkezlerde bu konunun uzmanları tarafından takibi ve tedavisi yapılmalıdır.

6) İzole sistolik hipertansiyon nedir?
İzole sistolik hipertansiyon, sistolik kan basıncının, 140 mmHg, diyastolik kan basıncının ise 90 mmHg nı altında olmasıdır. Yaşlılarda daha sık görülmektedir. İzole sistolik hipertansiyonda kardiyovasküler risk yüksektir ve mutlaka tedavi gereklidir.

Yaşlıda aorta ve büyük damarlarda sertliğin artması artması, fakat küçük damarlarda direncin artmaması sonucu sistolik hipertansiyon oluşturur. İzole sistolik hipertansiyon, aterosklerotik kalp hastalığı dışında, aort yetersizliği ve hipertiroidide de görülür. Çocuklarda ve gençlerde, (çoğunlukla erkeklerde) nadiren görülebilir.
Sistolik kan basinci yüksekliği, küçük kan basıncının yüksekliği kadar olumsuz ve riskli bir durumdur. Sadece büyük kan basıncı yüksek olanlarda (izole sistolik hipertansiyon hastalar) kontrollu ilaçla tedavi çalışmalarında, büyük kan basıncının asağıya çekilmesi ile inme, kalp krizi, kalp yetersizliği gibi risklerde anlamlı bir azalma sağlanabildiği tartışma götürmeyecek şekilde kanıtlanmıştır.Burada en önemli sorun küçük tansiyonunda düşmesidir. Kanitlar çok güvenilir olmamakla birlikte elimizdeki gözlemsel veriler yaslı hipertansiyon hastaları grubunda, küçük tansiyon değeri düştükçe riskin, yani olumsuz sonuçların ortaya çıkması ihtimalinin arttığına işaret etmektedir. Bir başka ifade tarzıyla büyük kan basınciyla küçük kan basıncı arasındaki fark ne kadar genişlemişse veya açılmışsa, kişinin riski o oranda artmakta gibi gözükmektedir. Farklı bir anlatımla büyük kan basıncı yüksek, ancak küçük kan basınci düşük(60 mm Hg’dan (6’dan) düşük) yaşlı hipertansiyonlular özellikle yüksek risk taşıyan bir grubu temsil etmektedirler. Son yıllarda ortaya konmuş bu husus, sadece büyük kan basınci yüksekliği olan hastaların tedavisinde bazı sorun ve kuşkuların da kaynağı olmaktadir.

7) Düşük tansiyon nedir?
Düşük tansiyon (hipotansiyon), tansiyonun normal değerlerinden daha aşağı değerlerde (genelde 110 mmHg ’dan aşağı seviyelerde) olması durumudur. Her ne kadar tansiyonun normal değerlerden düşük olması kişiden kişiye değişmekle birlikte tansiyon düşüklükleri, beyne yetersiz kan gitmesi nedeni ile bayılma ve baş dönmesine yol açıp, hayatı tehdit edici olabilir. Tansiyon düşüklüğü daha çok 25-30’ lu yaşlardaki kişilerde görülür. Bu nedenle “genç hastalığı” olarak da bilinir. Düşük tansiyon daha çok kadınlarda görülen bir problemdir. Düşük tansiyon yaşlı kimselerde de görülebilir. Bu durum genellikle yemek yenmesini müteakip meydana gelir. Yemek yendikten sonra kan, sindirim organlarına daha yoğunlukla gider. Bu da hayati organ olan beyne az kan gitmesine yol açar.Bazen bu kişilerde yemek sonrası yorgunluk,baygınlık hissi,çarpıntı gibi yakınmalar ortaya çıkabilir.Gebelikte pek çok kadında hipotansiyon görülebilir.

Düşük tansiyon tipleri:

  • Postural veya ortostatik hipotansiyon (ayakta iken düşük kan basıncı)
  • Postprandial hipotansiyon (yemek yedikten sonra düşük tansiyon)
  • Nörokardiyojenik hipotansiyon (hatalı beyin sinyalleri kaynaklı düşük tansiyon)
  • Ortostatik hipotansiyon ile çoklu sistem atrofisi (Sinir sistemi hasarına bağlı düşük kan basıncı)

Bunların hepsi doktor tarafından değerlendirilmeli ve sonuca bu şekilde varılmalıdır.
Ancak ani gelişen hipotansiyonlar çok ciddi sorunlara işaret ediyor olabilirler. Ör;Ani kanamalar, kalb krizi geçirilmesi,büyük sıvı kayıpları,yanıklar,şiddetli infeksiyonlar gibi. Bu durumda hasta derhal hastaneye yetiştirilmelidir. Çünki hayatını kaybedebilir.

Diğer hipotansiyon tiplerinde doktorunuzun tavsiyesine göre,su alımının arttırılması,ani ayağa kalkmama,yemek sonrası aktivitelerinin kısıtlanması gibi önlemler yeterli olabilirler.Genellikle hipotansiyonu olduğu bilinen hastalarda tansiyon düşünce,düz yere yatırılarak ayağının havaya kaldırılması,su alımının arttırılması gibi önlemler geçici olarak sorunu çözecektir.

Yüksek tansiyon saptanan hastalarda ilaç tedavisi dışında nelere dikkat edilmelidir?
Yüksek tansiyon saptanan hastalarda ilaç tedavisi dışında yapılması gerekenler;
kilo kontrolünün sağlanması; özellikle şişman kişilerde kilo verilmesinin teşvik edilmesi, hareketli bir yaşam tarzının benimsenmesi; olanak varsa günlük yarım saatlik tempolu yürüyüşlerin yapılması,
tuz alımının azaltılması; günlük tuz alımının 6 gram (1 çay kaşığı) düzeyine indirilmesi, sigara ve alkolün bırakılması ve bol kalorili yağ oranı yüksek gıdaların azaltılması şeklinde sıralanabilir.

Yüksek tansiyon saptanan hastalarda ilaç tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?
Günümüzde ülkemizde kullanımda olan pek çok yüksek tansiyon ilacı bulunmaktadır. Hepsi farklı mekanizmalarla kan basıncını kontrol ederler. Bunlardan en uygun olan bir ya da birkaç tanesi hekim tarafından hastanın yaşı, cinsiyeti, yüksek tansiyonunun nedeni, tansiyon değerleri ve yandaş hastalıkları göz önüne alınarak hastaya reçete edilir. Hangi saatlerde alınması gerektiği, başka ilaçlar kullanıyorsa bunlarla birlikte tansiyon ilacını nasıl kullanacağı hastaya anlatılır. Hipertansiyon kronik yani süregen bir hastalık olduğu için hayat boyu belirli aralıklarla hekim gözetimi ve ömür boyu tedavi gerektirir. Bu nedenle hekimin yönlendirmesi ve hastanın uyumu daha başarılı bir tedavi için şarttır.

Kan basıncını düşüren ilaçların yan etkileri var mıdır?
Kan basıncını düşüren ilaçların da yan etkileri vardır. Ancak bu yan etkiler ilacı kullananların tümünde görülmez. Bir ilaç grubunda yan etki görüldüğünde bir diğer grup ilaçla değiştirilebilir, yan etki doza bağımlı ise ilacın dozu azaltılarak başka bir ilaçla birlikte kullanmanız önerilebilir. Herhangi bir yan etki görüldüğünde bir sonraki dozu almadan veya ilacı tamamen bırakmaya karar vermeden mutlaka hekiminize sormalısınız.
İlaç tedavisine bir kez başlandığında, ömür boyu devam etmek gerekir mi?
Çoğunlukla böyle bir durum söz konusu ise de hafif hipertansiyonu olan hastalarda bir takım genel önlemlere dikkat etmek koşuluyla (beslenme, zayıflama, düzenli egzersiz gibi) hekiminizin kararı doğrultusunda ilaç tedavisine bir süre ara vererek kan basıncı değerlerini izlemek ve normal değerler saptanırsa ilaç kullanmamak söz konusu olabilir.

Kan basıncı ölçülürken nelere dikkat edilmelidir?
Kan basıncı ölçülecek olan kişi en az 10 dakika sakin bir ortamda dinlenmiş olmalıdır. Son yarım saat içinde çay, kahve ve sigara içmemiş olmalıdır. Kan basıncı her iki koldan ölçülmelidir. Her iki koldan da en az ikişer dakika ara ile ikişer ölçüm alınıp ortalama değer hesaplanmalıdır. Yüksek olan tarafın değeri dikkate alınmalıdır. Ölçüm sırasında kolu sıkan giysiler gevşetilmelidir. Kol alttan desteklenerek kalp hizasında tutulmalıdır. Kan basıncı bu konuda eğitilmiş bir kişi tarafından tekniğine uygun olarak ölçülürse sonuçları çok daha güvenilir olacaktır.

Hipertansiyon konusundaki yanlışlarımız nelerdir?
*Şikayeti bulunmayan bir kişinin kan basıncı değerlerindeki yükseklikleri önemsememesi
*Hipertansiyonu bilinen bir kişinin düzenli hekim takibine gitmemesi, düzenli ilaç kullanımını çeşitli nedenlerle aksatması ya da bırakması
*İlaçların uzun vadede kendisine zarar vereceğini düşünerek ve ilaç kesildiğinde olabilecek olumsuzlukları gözardı ederek ilacını bırakması
*Başka bir hipertansiyon hastasının ilacını kendisine de iyi geleceğini düşünerek hekime danışmadan alması
*İlaç tedavisi dışında hipertansiyon kontrolünde ve tedavisinde çok önemli olan sigara ve alkolün bırakılması, hareketli yaşam tarzının benimsenmesi, kilo verilmesi, sağlıklı beslenme ve tuz kısıtlaması gibi faktörlerin ihmal edilmesi
*Hipertansiyonu kontrol etmek için bilimsel kanıtı bulunmayan çeşitli tedavilerin (örneğin bazı bitkiler) denenmesi

 

yuksek-tansiyon-hipertansiyon-zararlari