Metabolik sendrom, insülin direnciyle başlayan abdominal obezite, glukoz intoleransı veya diabetes mellitus (DM) , dislipidemi (HL), hipertansiyon (HT) ve koroner arter hastalığı (KAH) gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği ölümcül bir hastalıktır. Metabolik sendrom ayrıca insülin direnci sendromu, sendrom X, polimetabolik sendrom, ölümcül dörtlü ve uygarlık sendromu gibi farklı terimlerle de tanımlanmaktadır.

metaboliksendromMetabolik sendrom bir modern yaşam hastalığıdır. Bu sendromdan en çok etkilenen grup, masa başında oturan,spor yapmayan, beslenmesi düzensiz, yoğun mesaisi olan ve stres altında çalışan kişilerdir.
Metabolik sendromu kısaca kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde rol alan ve ortak nedenleri paylaştıkları düşünülen çeşitli risk faktörlerinin bir arada bulunması olarak tanımlayabiliriz.

İlk kez 1988’de Reaven isimli bir araştırmacı, çeşitli risk faktörlerinin sıklıkla bir arada bulunduğuna dikkat çekmiş ve sendrom X olarak adlandırdığı bu beraberliğin kardiyovasküler hastalıkların gelişme riskini arttırdığını belirtmiştir.

Metabolik Sendrom başlığı altında toplanan bu hastalıkların en önemli olanı şişmanlıktır. Tıpta obezite olarak adlandırılan şişmanlık, önüne geçilmez ise kalp krizi başta olmak üzere ölümcül hastalıklara neden olacak aşırı kilo fazlalığı demektir. Bu nedenle obeziteyi tedavi edilmesi gereken şişmanlık olarak tarif ediyoruz.
Hastalığın gelişiminde insülin direncinin merkezi bir rolü olduğu düşünülmektedir. Obezite, rahat yaşam tarzı, sigara içimi, düşük doğum ağırlığı ve gebelikte iyi beslenmemenin de insülin direnci gelişimi ile ilişkili bulunmuştur. Yağ doku ve bu dokudan salgılanan hormonlar, hipotalamus-hipofiz-adrenal aks bozuklukları, ilerleyen yaş, genetik ve çevresel nedenler de hastalığın gelişiminde rol alan diğer faktörler arasındadır. Dünyadaki yetişkin insanların dörtte biri metabolik sendroma sahiptir. Metabolik sendromu olan insanlarda erken ölümler iki kat, kalp krizi ve felçler ise dört kat daha fazla görülür.Obezite zemininde gelişen insülin direnci ve neden olduğu Tip 2 Diyabet (şeker hastalığı) metabolik sendromun obezite nedeniyle ortaya çıkan diğer önemli etmenleridir. Obezite, insülin direnci ve de Tip 2 Diyabet birlikte birçok hastalığa zemin hazırlarlar.

Metabolik sendrom sıklığı ilerleyen yaş ve vücut ağırlığı artışıyla artar. Amerika Birleşik Devletleri’nde 20 yaş ve üzeri kişilerde metabolik sendrom sıklığı % 27 bulunmuş, metabolik sendrom sıklığının kadınlarda daha hızlı olmak üzere artmakta olduğu saptanmıştır. Ülkemizde, 2004 yılında yapılan METSAR (Türkiye Metabolik Sendrom Araştırması) sonuçlarına göre 20 yaş ve üzerindeki erişkinlerde metabolik sendrom sıklığı % 35 olarak saptanmıştır.

Yani METSAR’ın verilerine göre Türkiye’de 20 yaş üstü nüfusun 1/3’ üne yakını metabolik sendromludur. Araştırmadaki diğer önemli bir sonuç ise kadın nüfusun erkek nüfusa oranla daha fazla risk altında bulunmasıdır (kadınlarda % 41.1, erkeklerde % 28.8). Bu sonuçlar bel çevresi sınırları erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm olarak yapılan değerlendirmede elde edilen verilere dayanmaktadır. Bugün kabul edilen bel çevresi erkeklerde 94 kadınlarda 80 cm sınırları alındığında ise abdominal obezite prevalansı %58.7 (kadınlarda %73.8, erkeklerde %43.2) gibi dramatik rakamlara ulaşmaktadır.Dünyada her yıl 3.2 milyon insan doğrudan diyabete bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Özellikle Orta Doğu gibi şeker hastalığının yoğun olduğu bölgelerde her yıl her dört kişiden biri diyabet nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin % 80’i diyabete bağlı oluşan kalp hastalıkları ve kalp krizleridir. Tip 2 Diyabet artık dünya çapında bir salgın halini almıştır. Kalp ve damar hastalıkları da özellikle Tip 2 Diyabetin bu yaygınlığı nedeniyle en büyük ikinci salgın olmaya başlamıştır. Dünyada ki 5. en sık ölüm nedeni Tip 2 Diyabet ve ilişkili kalp hastalıklarıdır.

Metabolik Sendrom Olduğumu Nasıl Anlarım?

Metabolik Sendrom tanımı içine sayılamayacak kadar çok sayıda farklı bozukluk veya hastalık girmektedir. Bir kişi bunlardan 3 yada 4 tanesine sahip olsa bile metabolik sendrom olarak adlandırılır. Ancak ne kadar fazla hastalık beraber bulunuyor ise kalp krizi ve felç riski o kadar katlanarak artmaktadır.

Aşağıda sıralanan bozukluklardan 3 tanesine sahip iseniz metabolik sendromunuz var demektir:

  • Tip 2 Diyabet (Açlık Kan Şekeri > 126 mg/dl)
  • Santral Obezite (Aşırı karın içi ve bel çevresi yağlanma olan şişmanlık) yada Bel Çevresi Erkek ≥ 102 cm, Kadın ≥88 cm
  • Hipertansiyon (Kan basıncının 120/80 üzerinde olması)
  • Trigliserid ≥ 150 mg/dl yada HDL ≤ 40 mg/dl
  • İdrarda mikroalbümin atılımı ≥ 20 μg/dakika

 

metabolik-sendromBu bulgular metabolik sendrom tanısı için belirlenen ana hatlardır. Ancak bunlara ek olarak başka bulgular da yer yer eklenmektedir. Örneğin mutlaka tanı konulmuş Tip 2 Diyabet olmanız gerekmez. Tek başına İnsülin Direncinin varlığı yada bozulmuş açlık kan şekerinin varlığı da metabolik sendrom riskiniz açısından önem taşır. Bunlardan herhangi birinin karın içi yağ birikimi yapmış obezite ile beraber görülmesi metabolik sendrom açısından yakın takibinizi gerektiren önemli bir durumdur.

Metabolik Sendromu tanımlarken obezite (şişmanlık) ve Tip 2 Diyabetin (şeker hastalığı) önemini vurgulamak gerekir. Metabolik Sendromu, obeziteye bağlı ortaya çıkan Tip 2 Diyabetin oluşturduğu bütün yandaş sorunların toplamı olarak değerlendirebiliriz. Ancak Metabolik Sendrom aynı zamanda obeziteye de neden olabilecek sorunları bünyesinde barındırır. Bu hastalıkların zaman içinde birbiri içine bu kadar karmaşık bir biçimde geçmesi, hangisinin bir diğerinden kaynaklandığını ayırmayı zorlaştırır.

Metabolik Sendromun nedenlerini tek tek saymak yerine, Kalp krizi riskini arttıran bütün sorunlar metabolik sendromun bir parçasıdır şeklinde tanımlamak daha doğrudur

Metabolik Sendrom İle İlişkili Durumlar Nelerdir?

  • Obezite
  • İnsülin Direnci
  • Bozulmuş Şeker Toleransı
  • Tip 2 Diyabet
  • Trigliserit Yüksekliği
  • Kötü Kolesterol Yüksekliği (LDL)
  • İyi Kolesterol Düşüklüğü (HDL)
  • Hipertansiyon
  • Kalp Damarlarında Tıkanıklık ve Kalp Krizi
  • Beyin damarlarında tıkanıklık yada kanama ve Felç
  • Böbrek Yetersizliği başlangıcı (İdrarda albumin kaçağı olması)
  • Karaciğer de aşırı yağlanma ve yağlanmaya bağlı siroz gelişimi (Alkole Bağlı Olmayan Karaciğer yağlanması karaciğer sirozuna varan karaciğer hasarına neden olur)
  • Kalıcı İltihabi Durum (Kronik inflamasyon)
  • Damar duvarında hücre bozukluğu ve Pıhtılaşma Eğilimi
  • Uyku-Apne Sendromu (uykuda nefesinizin uzun süre durması)
  • Polikistik Over Sendromu (kadın yumurtalığında çok sayıda kiste bağlı şişmanlık ve aşırı tüylenme ile seyreden bir hastalık)
  • İleri yaşta bunama

 

Metabolik Sendrom Tedavisi

metabolik-sendrom-tedavisiMetabolik sendromun tedavisi asıl olarak şişmanlığın tedavisi ve şeker hastalığının kontrolü ile sağlanır. Metabolik Sendromun tedavisi için bir özel ilaç yoktur. İlk olarak yaşam şekli ve beslenme düzeninin değiştirilmesi önemlidir. Düzenli egzersiz yapılması ve sigara içiminin sonlandırılması çok önemlidir. Yaşınıza ve sahip olduğunuz hastalıkların ağırlığına göre farklı egzersizler yapabilirsiniz. En basit ve kolay olarak günlük düzenli yürüyüşler bile hem hipertansiyonun hem kolesterol yüksekliğinin kontrolünde önem taşır. Kan şekerinin düzenlenmesi de egzersiz ve doğru beslenme ile daha kolaylaşır.

Önerilen adımlar şöyle sıralanalabilir:

Kilo Kaybı: Egzersiz ve sağlıklı beslenme sağlıklı zayıflamanın anahtarıdır. Kilonuzda elde edeceğiniz % 10’luk bir azalma bile şikayetlerin azalmasına yardımcı olur. Örneğin; 100 kg iseniz, 10 kg zayıflamanız bile rahatlatıcı olacaktır. Ancak önemli olan sadece kilo vermek değil, bu kiloda kalmayı başarmaktır. Diyet ve egzersizlerin tek başına kilo kaybını korumakta başarısız oldukları bilinen bir gerçektir. Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 ve üzerinde ise, metabolik sendromunuz ilaç ve diyet ile kontrol altına alınamıyorsa, daha fazla geç kalmadan metabolik cerrahi için danışma alın. Metabolik cerrahi obeziteye bağlı metabolik sendromun en etkili tedavisidir.
Fizik Aktivite ve Egzersiz: Düzenli yapılan egzersiz insülin direncini düşürür, kan yağlarını normale getirir ve kilo kaybının korunmasını sağlar. Düzenli yürüyüş kalp krizi riskini azaltır. Günlük 1000 adım atmak damar tıkanıklığını önler.

İnsülin Direncinin azaltılması: Obezite ve insülin direnci beraber düşünülmesi gereken iki durumdur. Birbirini tetikleyen bu iki durumun kontrolü için egzersiz ve diyet kadar, belli oranda ilaç tedaviside gerekebilir. Özellikle metformin grubu (örneğin glikofaj) diyabet ilaçları hem insülin direncini azaltıp hem kilo alımına neden olmadan kullanılabilen ilaçlardır. Bu ilaçlarında ilk bir yıldan sonra etkileri zayıflamakta ve azalmaktadır. İnsülin direncinin tamamen yok edilmesi tedavinin ana hedefi olmalıdır. Hiçbir diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi (hepsi beraber uygulandığında bile) insülin direncinin kalıcı olarak kontrolünde metabolik cerrahi kadar etkili değildir.
Kan Yağlarında Bozukluğun Düzeltilmesi: Kötü kolesterol (LDL) ve Trigliserit yüksekliği ve iyi kolesterol (HDL) düşüklüğü metabolik sendromda görülen kan yağı bozukluklarıdır. Bunların düzelmesi için katı yağlardan ziyade sıvı bitkisel yağların kullanılması önerilir. Hayvansal yağların kalp damarlarında tıkanıklık yapmaları çok kolay ve rahattır. Düzenli egzersiz de ayrıca kan yağlarının düzenlenmesinde önemli katkıda bulunur. Yaşam şekli ve egzersiz düzenli sürdürüldüğünde başarı oranı yüksektir. Ancak egzersiz ve diyet programı terk edildiği anda yeniden en başa dönülür.

Hipertansiyonun Tedavisi:   Hipertansiyonun klasik tedavisinde çok çeşitli ilaçlar yer almaktadır. Ancak bunlardan önce ciddi tuz kısıtlaması ve egzersiz damar duvarı sağlığının sağlanması için önemlidir. Bunlara ilavereten çok çeşitli ilaçlar yerine ve ihtiyacınıza göre doktorunuz tarafından başlanacaktır. Hipertansiyon tedavisinde önemli olan nokta, ilaç tedavisi ile tansiyon sorununuz düzeldiğinde ilaçları kendi başınıza kesmemeniz gerektiğini bilmenizdir. Kontrolsüz kesilen ilaçların başka yan etkileri olabileceği gibi, hipertansiyon sorununuzda tekrar eder.

Kan Sulandırıcı Tedavi: Metabolik Sendromda karaciğer hasarına bağlı olarak pıhtılaşmaya eğilim artar. Ayrıca metabolik sendrom kronik iltihabi bir süreçtir. Hastalarda CRP adı verilen bir iltihabi süreç göstergesi yüksekliği bulunur. CRP yüksekliğinin kalp krizi ve inme riskini misliyle arttırdığı gösterilmiştir. Metabolik sendromunuz varsa günde tek doz 100-300 mg aspirin almanız önerilir. Düşük doz aspirin hem CRP düzeyini düşürür, hem de trombositlerin damar duvarında kümelenmesini engeller.